Başka bir yerlerde yaşıyormuşuz, memlekete dönmemiz gerek

15 Eylül 2007 Cumartesi

İnanç ve Saygı

Bir kaç elektronik posta grubuna üyeyim, evinde ve işyerinde bilgisayarı olan bilgisayar gediklisi bir vatandaş için normal sayıda gruptan, Internet üzerinden, günlük beş-on adet mesaj gelir, ortalama. Bazı dönemlerde, seçim öncesi, miting öncesi, önemli ve kamuoyunda tarışılması söz konusu olan olaylar olduğunda bazen de elbette sadece grup içindekileri ilgilendiren bir şeyler haber verilirken. Kimi zaman birinin çok hoşuna gitmiş olan bir mesajı veya bir bilgisayar virüs tehlikesini haber veren mesajlarına da rastlamak mümkündür. Hatta bazen çeşitli komik fotoğraflar veya karikatürler de gönderilir.

Genellikle bu grupların hepsinde, aslında grubun kuruluş amacı farklı olmasına karşın, toplumun her kesimini ilgilendirecek konular mutlaka tartışılır. Bir bilişimci grubunda, Atatürkçülük konusunda bir mesajı görebilirsiniz, ya da ülkenin gidişatının yanlışlığını kendi bakış açısı ile anlatan bir grup üyesi ile karşılaşabilirsiniz. Hatta taraftarı olduğunuz takımın bir mesaj grubunda da Cumhuriyet mitinglerine katılımı arttırmak için mesaj geldiğine şahit olabilirsiniz.

Üye olduğum gruplardan bir tanesi de, mezun olduğum üniversitenin öğrenci danışmanlığı programının üyelerinin, yani mezun olmuş olanlarla, henü okumakta olanların bulunduğu bir grup. Geçenlerde bu gruba gelen bir mesaj yeni ir tartışma başlattı, grupta. Bir üye şehirlerarası otobüslerin namaz kılınmak için olmadık yerlerde mola vermesini protesto ediyordu, bunun mantığa uymadığını hatta din kurallarının içinde bile yolculuk sırasında dini görevlerin yerine getirilmesinin zorunluk olmaktan çıktığını belirten mesajlar geldi. Elbette karşı görüşte olanlar da, görüşlerini dile getirdiler; bir çok üyesinin çağdaş bir Türkiye’den yana olduğunu sandığım bu grupta 22 Temmuz’dan sonra birdenbire seslerini yükselten, “nasıl, seçim sonuçları güzel oldu mu ?” türünden mevcut hükümet yanlılarını da sık sık duymaya başlamıştık ki, bunlardan bir kaçı “dini özgürlüklerden” bahsetti. Tabi cevap olarak “protesto özürlüğünden” bahsedenler de oldu.

Gözünüzde bu mesajı ilk yazan yani, ibadet için durulmasını protesto eden kişi olduğunuzu hayal edin, lütfen. Siz böyle bir durumda ne yapardınız bilemiyorum, ama, ben de çok sinirlenirdim, sanırım. Öyle her bireyin ibadedi için ayrı ayrı duracak olursak varacağımız yere mümkün değil varılamaz derdim. Düşünsenize otobüsde yer alanlardan bazıları Hristiyan, Musevi, Budist, Hindu, ... olsa her birinin e hatta bunların mezheplerinin hiç bilemediğim ibadetleri için ayrı ayrı durulması mantıklı olabilir mi ? Bunun üzerine ülkemizin nüfusunun yüzde doksan dokuzunun Müslüman olduğunu söyleyecek olan bireyler vardır mutlaka, ama hem kalan yüzde birinin dini isteklerinin yerine getirilmesi açısından, hem de yüzdedoksandokuzunun içinde kalan yaklaşık olarak nüfusun yüzde otuzuna yakınını oluşturan ve nüfus cüzdanlarında ve bir sürü istatistikte Müslüman diye görünmesine karşın Müslümanlığın temel beş kuralından bir kaçını (namaz kılmak gibi) yerine getirmeyen benim gibi AZINLIK üyelerinin haklarını nasıl korunacak.

Yarın bir grup vatandaşımız kalkıp kendilerine göre yeni bir mezhep kursalar, hatta yeni bir din oluşturduklarını iddia etseler ve ibadet olara her beş dakikada bir, takla atıp sonra güneşe dönüp dua etmeleri gerektiğini söyleseler, otobüsü beş dakikadan bir durdurmamız gerekmezmiydi.

Bir yanda bu tartışma devam ederken benim zihnimde farklı bir daha senaryo canlandı.

22 Temmuz 2007 akşamı, alanları doldurmuş olan mitinglerdeki, o, sonuna kadar savaşmaya gelmiş insanların istediği olmuş ve 22 Temmuz’a kadar ülkenin yönetimini sürdürmüş olan AKP, zor bela barajı geçebilmiş olsaydı. Mecliste yirmiden az milletvekili ile temsil ediliyor olsa ve seçim öncesi görünmez bir şekilde ya da oy verenlerin açık şekilde seslendirdikleri gibi bir kaç partili bir koalisyon kurulmuş, zedelenmiş olan Türkiye Cumhuriyetinin temel değerleri onarılıyor, çağdaşlığa giden yola tekrar girilmiş, ülkenin her yerinde barış sağlanmış, çıkar peşinde olanlar temizlenmiş, dini siyaseti biribirine karıştıranlar ayıklanmış, hatta bir çok eski görevli hakkında soruşturmalar başlatılmış olsaydı.

Böyle bir şey gerçekleşmedi, gerçekleşmezdi diyebilirsiniz ama öyle hayal edin bir an için; ve yukarıda bahsi geçen otobüsdeki yolcu olduğunuzu da hayal edin. Otobüsdeki Müslüman yolculardan birinin şöförden ve diğer yolculardan dini görevini, namaz kılmayı, yerine getirmek için izin istediğini düşünün. Tekrar o an içinde bulunduğumuz durumu hayal edelim, tekrar hatırlatırım ülkede her şey iyiye gidiyor, bir daha yeniden ortaya çıkmamak üzere dini siyasete alet edenler, ülkeyi islami kurallarla yönetilen bir yere çevirmeye çalışanlar ayıklanıyor, cezalandırılıyorlar, bir daha yaşananların başımıza gelmemesi için her çocuk, genç en iyi olanaklarla ve çağdaş düşüncenin ışığında eğitim alıyor, din bireylerin vicdanları dışında kimsenin boyunduruğunda değil ve olmayacak...

Ve soruyorum bu dini görevini yerine getirmek isteyen kimseye hayır izin vermiyoruz diyebilir misiniz?

Ben, izin isteyen birini kıramam, “hayır dini görevini yerine getirme” diyemem. Bu ibadetin onun için çok önemli olduğunu düşünürüm.

Asıl daha önemlisi, o vatandaş da hayal ettiğim böyle bir ülkede bunu sormaz, bilir ki diğerlerine karşı göstereceği saygı, ona gösterilecek olan saygıdır.

Arşiv