Başka bir yerlerde yaşıyormuşuz, memlekete dönmemiz gerek

22 Eylül 2007 Cumartesi

Hamlet'ten

Olmak ya da olmamak,
işte bütün mesele bu.

Gözü dönmüş talihin sapanına, oklarına,
için için katlanmak mı daha soylu,
yoksa bir dertler denizine karşı silaha sarılıp
son vermek mi onlara?

Ölmek, uyumak…
Hepsi bu… ve bir uykuyla
yürek sızısına ve bedeni bekleyen
binlerce doğal darbeye son verdik diyebilmek…

Hangi insan gönülden istemezdi bu bitişi!

Ölmek, uyumak… uyumak, belki rüya görmek.
Ha! İş burada. Çünkü o ölüm uykusunda,
şu fani bedenden sıyrılıp çıktığımızda,
göreceğimiz rüyalar bizi duraksatır ister istemez.

İşte felaketi onca uzun ömürlü kılan da bu.

Kim katlanırdı yoksa zamanın kırbaçlarına,
küfürlerine,

zorbanın haksızlığına,
kibirli adamın hakaretine,

hor görülen aşkın acılarına,
adaletin gecikmesine,

devlet görevlisinin kendini bilmezliğine;
sabırla bekleyen erdemli kişinin,
değersiz insanlardan gördüğü muameleye,
insan yalın bir hançer darbesiyle hesabı kesebilecekken?

Kim katlanırdı, bu yorgun yaşamın yükü altında
homurdanıp terlemeye,
ölümden sonraki bir şeyin korkusu olmasaydı?

Sınırlarını bir geçenin, bir daha dönmediği
o bilinmeyen ülkenin korkusu kafamızı karıştırıp,
bizleri, tanımadığımız dertlere koşup gitmektense,
başımızdakilere katlanmak zorunda bırakmasaydı?

İşte bunları düşündükçe
ödlek olup çıkıyoruz hepimiz,
ve işte böyle kararlılığın doğal rengi,
endişenin soluk gölgesiyle bozuluyor;

Bulutları hedef alan büyük ve iddialı atılımlar,
bu yüzden yörüngesinden sapıyor
ve bir girişim olmaktan çıkıyorlar.

Arşiv