Başka bir yerlerde yaşıyormuşuz, memlekete dönmemiz gerek

4 Eylül 2007 Salı

Gündemimiz Anayasa

Bir süredir ülkemizin gündeminde anayasa değişikliği var. İsterseniz biraz inceleyelim bu gündem konusunu.

Önce bir kendimize soralım “Anayasa hatta yasa değişikliği ne zaman gereklidir ?”

  • Ne zaman ki bir yasa yetersiz kalır, o zaman değişik gerektirir.
  • Ne zaman ki bir yasa birilerinin işine gelmemektedir, o zaman değişiklik söz konusu olabilir.
  • Ne zaman ki farklı görüşleri duymak, tarafları anlamak gerekir, bir yasa değişikliği söz konusu olabilir.
  • Ne zaman ki ilgiyi bir başka yöne çekmek gerekir, o zaman diğer yönde bir ateş yakılır veya oraya bir taş atılır ki gece karanlığında kafanızı o yöne çevirirsiniz.

Tüm nedenleri inceleyiniz, belki sizlerin aklına da başka şeyler gelir, isterseniz onları da altına ekleyiniz. Sonra gündemde olan Anayasa değişikliğini düşünerek nedenlere tekrar bakınız;


Mevcut Anayasa yetersiz midir ? Mevcut Anayasa birilerinin işine gelmemekte midir ?

Mevcut anayasa tam anlamı ile yetersiz değildir ancak bu Anayasanın bir çok konuda daha güncel şekle getirilebileceğini hukukçular belirtmektedir. Aksayan veya düzeltilmesi gereken yerleri olduğu konusunda, toplumun tüm kesimlerinde hatta mevcut anayasayı hazırlamış olan hukukçular ve zamanında halkımızın önüne koyan o tarihte ülkenin yönetimini elinde bulunduranlar bile görüşbirliği içindedir. Demek ki yeni bir anayasanın bu nedenle konuşulması çok garip değildir. Aynı yönetimin bulunduğunu hatta değişikliklik yapılacak anayasanın oylanacağı Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir önceki dönem daha büyük bir çoğunluğa sahip iktidar partisinin son 5 yıldır bunu gündeme taşımamış olması şaşırtıcı gelebilir.

Mevcut anayasa açık söylemek gerekirse birçoklarının işine gelmemektedir, öncelikle çağdaş ve ülkeyi gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarmayı hedefleyenler için engeller taşımaktadır; bireysel ve toplumsal özgürlüklerin bir bölümü anayasa ile kısıtlanmıştır, anayasa hukukçuları birbiri ile çelişen bir sürü farklı madde nedeniyle sürekli zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Mevcut Anayasayı ülkenin dinsel temellere dayanarak yönetilmesi isteğini taşıyanlarda yetersiz bulmaktadır, birçok konuda dinsel özgürlüklerin kısıtlandığını, bazı kanunların toplumsal ahlak kuralları ile örtüşmediğini düşünmektedirler. Ülkenin bugünkü yapısından daha farklı, örneğin federal devlet, özerk bölge gibi kavramlara sahip olmasını isteyenler de bu anayasayı eksik bulmaktadır. Mevcut Anayasanın yetersiz olmadığını düşünenler de bulunmaktadır elbette. Bu arada entellektüel olarak ve bunun yanı sıra maddi olarak belirli bir düzeyi geçmiş olanlar ise bizim işlerimizi bozmasın da ne yaparlarsa yapsınlar görüşünü savunmaktadır.

Anayasa değişikliğini, yukarıda saydığımız her bir grup, kendi yönüne doğru çekmeye gayret etmektedir. Bunların her biri temelde AZINLIK’tır. Asıl çoğunluk olan vatandaşlarımız ise bu azınlıkların birinin veya ikisinin peşi sıra gitmeyi ya da bu konuyla ilgilenmemeyi tercih etmektedirler. AZINLIKlara isim verecek olursak, İLERİCİ AZINLIK, DİN TEMELLİ AZINLIK, SOSYALİST AZINLIK, FAŞİST AZINLIK, ÖZERKLİKÇİ AZINLIK, DEĞİŞİKLİK İSTEMEYEN AZINLIK, AVRUPA BİRLİKÇİLERİ AZINLIĞI ... gibi bir sürü grubun olduğunu görebiliriz.

Sokağa çıkıp karşılaşılan insanlara anayasa değişikliği konusunda ne düşündükleri sorulsa, cevap verebilenlerin çoğunluğu oy verdikleri partinin görüşlerini destekleyecektir, ancak bu insanların çok önemli bir bölümü, sorulsa, anayasanın nesinin aksadığını, neden değişmesi gerektiğini, değişkliğin toplumsal olarak ne getireceğini hatta anayasanın ne olduğunu bile tam olarak cevaplayamayacaklardır. Sorun, oy verme hakkına sahip vatandaşlarımızın sadece kendisini düşünüyor olmasıdır, sorun, bireysel olarak hemen, yani bir saat sonra, bilemediniz yarın, göreceği bir yarar yoksa anayasa değişikliğinin onu ilgilendirmediğini düşünmüyor olmasıdır.

İktidar partisi tarafından bakıldığında, bugün gündeme taşınmasında, bir kaç farklı neden olduğu kabul edilebilir. İlk olarak iktidar partisi istediği yönde değişiklikleri bir önceki dönemde yapmaya başlamış olsaydı, arkasında yeteri kadar destek bulumayabilirdi. Oysa bugün neredeyse tüm basın-yayın, başka ülke yönetimleri, toplam oy veren vatandaşlarımızın yüzde kırkbeşinden fazlası bu iktidara destek vermiştir. Daha önceki dönemde anayasayı değiştirmeye kalksalar Cumhuriyetin temel değerlerinin elden gittiğini söyleyecek olan bir çok okumuş insan da yine bugün sesini çıkarmamaktadır. Dolayısı ile yetersiz anayasayı değiştirmek için bugün ortam uygundur, hazırdır.

Sokakta, ülkesinin kaderini çizdiğinin farkında olmayan vatandaşlarımız ise “iyi işte İSTİKRAR olsun”, “iktidar partisinin dediği olsun”, “şimdi durduk yerde krizlerle, bunalımlarla uğraşmayalım”, “zaten işimiz başımızdan aşkın bunu da biz düşünmeyiverelim”, diyecektir. İşin kolayına kaçan vatandaş, demokrasilerde olması gereken şeyi yerine getirmeyecek ve katılımcı olmayacaktır. Demek ki, bugünkü iktidar yani DİNSEL TEMELLİ AZINLIK, sokaktaki ama istikrar olsuncuların, basın-yayın organlarının, rahatsılık vermeyin başka birşey istememcilerin de desteği ile yetersiz ve işine gelmeyen anayasayı değiştirebilecektir.


Yoksa, Anayasa tartışmasının altındaki neden, farklı görüşlerin ortaya çıkması mı ?

Tam böyle düşünürken bir de baktım ki, bir çok değişik AZINLIK grubu kendisi için en uygun anayasa hazırlığını meclise taşımak için bir çabanın içine girmiş, bunlar arasında ÖZERKLİKÇİLER başı çekmekle birlikte mevcut iktidarın anlayışına ters düşüyor olmasına karşın, İLERİCİLER de çalışmalar yapıyorlar.

Daha dikkatli bakınca mevcut iktidarın sunduğu ve üzerinde tartışılabilir somut bir anayasa önerisin de ortada olmadığını gördüm. Oradan buradan bazı sesler çıkmakta ve iktidar partisi adına bu yönde çalışmalar yapanların adları duyulmakta olmasına karşın ortada hiçbir şey bulunmamakta.

O zaman bu anayasa değişiklik gündeminin herkesin isteklerini ortaya döktüğü bir fikirler savaşı olması mı isteniyor diye düşünmemek elde değil. Böylelikle tartışılabilecek çok konunun olduğu, anayasanın kimsenin istemediği bir şey olduğu mu konuşulacak bir süre sonra, bunun için altyapı mı oluşturuluyordu acaba ? Olmaz ama “tamam işte her kafadan bir ses çıkıyor, bir anlaşmaya varamıyoruz, öyleyse nüfusun neredeyse tamamının müslüman olduğu bir ülkede anayasa yazmaya ne hacet işte kuran-ı kerim, bundan böyle buna göre yazarız hukukumuzu olur biter” mi denilecek sonunda. Yine olmaz diyorum ama ya hedef bu ise, çok mu olanaksız. Anayasa tartışması ile ile çıkabilecek bir toplumsal çatışma kime yarar onu bilemiyorum ama bu ülkeye yaramaz.


Hiçbiri gerçek neden değil de, yoksa kafamızı başka bir yöne çevirmemizi mi istiyor birileri ?

Öyle ya aslında ciddi bir karanlık bastırmak üzere, aslında en kötü saatleri yaşıyoruz; hani güneş battıktan az sonra bir alaca karanlık çöker, gözlerimiz ne karanlığa alışıktır ne de aydınlığın gitmesine. Bir süre sonra ortalık iyice kararınca her birimiz daha iyi görebileceğiz. İstatistiklerden biliyorum ki en çok trafik kazası güneş batarken ve güneş doğarken oluyor, bunun en önemli nedeni, yeni ortama alışamamış olmamız, dikkatimizin dağılmaya çok uygun olması.

Yaşamakta olduğumuz bu alacakaranlıkta acaba kazalar olur mu ? Korkuyorum. Eğer birileri dikkatimizi dağıtmak için çaba sarf ediyrolarsa sizden ricam lütfen uyanık olun ama yolu terketmeyin; zira yıoldan bir kere ayrılırsak tekrar yola çıkamayabiliriz.


Umarım bu yaşadıklarımız günün bitmesi değil, güneşin tutulmasıdır önünden ay geçmektedir ve bir an önce aydınlığa çıkarız.

Güneş batmışsa bile, yeniden doğacaktır, inanıyorum.

Arşiv